Sürekli Mesleki Gelişim

Farmakoloji Spot Bilgi: Tamoksifen İlaç-İlaç Etkileşmeleri

Bu derste Prof. Dr. Kemal BUHARALIOĞLU aşırı aktif mesane ve ilişkili üriner inkontinans tedavisinin risk ve fayda dengesine dayalı bir süreç olduğunu vurguluyor. Bir olgu üzerinden, tedavide kullanılan ilaçların CYP enzimleriyle etkileşme ve antimuskarinik yan etki profili nedeniyle tolere edilmekte güçlük yaratabileceğinin altını çiziyor. Eğitim hayatında olgulara ayrılan yerin az, çoktan seçmeli sorulara verilen tek bir cevabın çok yer tuttuğu gerçeğinden hareketle eleştirel düşünmeyi ön plana çıkarmak amacıyla hazırlanan bu derste aşağıdaki ilkeleri hayata geçirebilecek ve gerçek eczacılık pratiğine daha uygun bir yaklaşım benimsenmiştir.

1. İlaç-ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesine ilişkin uluslararası bir uzman uzlaşısında (Consensus recommendations for systematic evaluation of drug-drug interaction evidence for clinical decision support. Drug Safety, 38(2), 197–206, 2015), birçok etkileşim için yüksek kaliteli kanıtların yetersiz olduğu ve klinik olarak ilgili popülasyonlarda yürütülmüş kontrollü çalışmaların az sayıda bulunduğu vurgulanmıştır.

2. Dolayısıyla, ilaç-ilaç etkileşimlerinin yönetiminde önemli bir güçlük, her etkileşim için klinik sonuçları doğrudan ortaya koyan güçlü kanıtların bulunmamasıdır. Birçok ilaç-ilaç etkileşimi, kontrollü klinik çalışmalar yerine farmakokinetik çalışmalar, olgu bildirimleri, gözlemsel veriler, mekanizma temelli değerlendirmeler ve uzman görüşleri üzerinden tanımlanmaktadır.

3. Bir etkileşimin farmakokinetik olarak gösterilmiş olması, bunun klinik açıdan ne ölçüde önemli olduğunu her zaman ortaya koymamaktadır; klinik sonucun büyüklüğü ve sıklığı hastadan hastaya değişebilmekte ve bu değişkenlik çoğu zaman yeterince bilinmemektedir.

4. Bu nedenle eczacının ilaç-ilaç etkileşimlerini değerlendirirken yalnızca “etkileşim var” veya “etkileşim yok” şeklinde ikili bir yaklaşım benimsemesi yeterli değildir. Mevcut kanıtın niteliği ve gücü, etkileşimin mekanizması, olası klinik sonuçların ciddiyeti, hastaya özgü risk faktörleri ve daha güvenli alternatiflerin bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

5. İlaç-ilaç etkileşimlerinde kanıta dayalı uygulama çoğu zaman kesin bir klinik kanıttan daha çok, mevcut sınırlı kanıtların sistematik biçimde değerlendirilmesi ve belirsizlik altında en güvenli klinik kararın verilmesi anlamına gelir. Bu durum hastalığın niteliğine göre farmakolojik olmayan yaklaşımların daha da ön plana çıkmasını sağlayabilir.

İlgili Videolar